Ana Sayfa Kategoriler Giriş CANLI YAYIN
UYGULAMA MENÜSÜ
SON DAKİKA
20:29 Fon soruşturmasıyla gündeme gelmişti! İş insanı Ali Emre Ballı hayatını kaybetti 20:29 Enflasyon düştü mü! 20:29 TFF'de istifa depremi büyüyor! Bir yönetici daha görevini bıraktı 20:29 SON DAKİKA | Başakşehir’de okulda bıçaklı saldırı 20:29 Hakem Yasin Kol tutuklandı! Cezaevine gönderildi
Live Animation
CANLI YAYIN
SON DAKİKA
SESİ AÇMAK İÇİN TIKLAYIN

Enflasyon düştü mü!

06.10.2026 18:52
22579 Görüntüleme
0 Yorum
news
Vatandaş artık sadece rakam istemiyor.Türk insanı ekonomiyi yaşayarak öğreniyor.Markette,Pazarda öğreniyor.Kirayı öderken öğreniyor.Fatura geldiğinde öğreniyor.Emekli maaşıyla ay sonunu getirmeye çalışırken öğreniyor. Bu nedenle vatandaş artık sadece:“Enflasyon kaç oldu?”diye sormuyor. Şunu soruyor:“Benim hayatım ne zaman ucuzlayacak?”

   Rakamlar çok şey anlatır.
Ama bazen hayatın tamamını anlatmaya yetmez.
  Bugün Türkiye'nin ekonomi gündeminde yine enflasyon var.TÜİK'in açıkladığı Eylül 2026 verilerine göre tüketici fiyatları aylık yüzde 1,84 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 29,73'e geriledi. Böylece yıllık enflasyon Kasım 2021'den bu yana ilk kez yüzde 30'un altına indi.
Bu, ekonomi yönetimi açısından elbette önemli bir gelişme.
  Ancak asıl soru başka:
Vatandaş bu düşüşü cebinde hissediyor mu?
İşte burada rakamlarla hayat arasındaki mesafeyi konuşmak gerekiyor.
Çünkü enflasyonun düşmesi, fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor.
Fiyatların artış hızının yavaşlaması anlamına geliyor.
  Vatandaşın market arabası ise hâlâ eskisi kadar kolay dolmuyor.Rakamlar iyiye gidiyor olabilir, peki hayat?
Yıllık enflasyonun yüzde 29,73'e gerilemesi önemli.
Fakat aynı TÜİK verileri bize başka rakamlar da söylüyor.
On iki aylık ortalamalara göre tüketici fiyatlarındaki artış yüzde 31,49.
  Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubunda yıllık artış yüzde 39,99.
Ulaştırmada yıllık artış yüzde 35,10.
Gıda ve alkolsüz içeceklerde ise yıllık artış yüzde 27,62 olarak gerçekleşti.
  Şimdi vatandaşın yerine kendimizi koyalım.Ev kirası ödüyoruz.Elektrik geliyor. Doğalgaz geliyor.Çocuğun okul masrafı.Markete gidiyoruz.Araca yakıt koyuyoruz.Sağlık, ulaşım, eğitim derken maaş daha ayın ortasında erimeye başlıyor.
  O zaman insanın aklına şu soru geliyor:Enflasyon düşüyorsa neden hayat hâlâ bu kadar pahalı?
Cevabı aslında basit.
Çünkü fiyatlar geriye gitmiyor.
Sadece daha yavaş artıyor.
Kira başka bir dünya
Bugünün en önemli sorunlarından biri de konut ve kira meselesi.
  Ekim ayında yenilenecek kira sözleşmeleri için yasal artış oranı yüzde 31,49 olarak belirlendi.Bu rakam, özellikle sabit gelirli vatandaş açısından küçümsenecek bir oran değil.
  Bir emekli,memur ,Asgari ücretle çalışan bir aile düşünün.
Gelirinizin önemli bölümü kiraya gidiyorsa, enflasyonun yüzde 30'un altına inmesi tek başına rahatlama yaratmayabilir.
Çünkü vatandaşın hesabı TÜİK tablosundan biraz farklıdır.
   Vatandaş şöyle hesap yapar:“Bu ay elime ne kadar para geçti?”“Kirayı ödedikten sonra ne kaldı?”“Markete ne kadar verdim?”“Faturalar ne tuttu?”“Çocuğun masrafı ne kadar?”“Arabaya ne kadar yakıt koydum?”Ve ay sonunda geriye kalan paraya bakar.
  İşte vatandaşın enflasyonu biraz da budur.Eğitimdeki artış düşündürücü
Eylül verilerinde dikkat çeken bir başka başlık eğitim.Yükseköğretim eğitiminde aylık fiyat artışı yüzde 25,79 olarak gerçekleşti.
  Okul servislerinde artış yüzde 16,04 oldu.Yatılı okullar, üniversiteler ve diğer eğitim kurumlarındaki konaklama hizmetlerinde ise artış yüzde 19,99'a ulaştı.
  Bunlar sadece istatistik değil.Bunlar ailelerin bütçesi.Bir anne-baba çocuğunu okutabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalıyorsa, ekonomik göstergelerin vatandaş açısından anlamı değişiyor.
Çünkü ekonomik başarı yalnızca enflasyon oranının düşmesiyle ölçülmez.
İnsanların çocuklarının geleceğine daha rahat bakabilmesi de ekonomik başarının bir parçasıdır.
Akaryakıt vatandaşın cebini doğrudan etkiliyor
  Eylül ayında motorin fiyatları yüzde 12,93, benzin fiyatları yüzde 11,55 arttı.
Akaryakıt sadece otomobil sahibini ilgilendiren bir konu değildir.Çünkü taşımacılık maliyetidir.Nakliye ve Üretim maliyetidir.Sebzenin, meyvenin, ekmeğin, tekstilin, sanayi ürünlerinin fiyatını etkileyebilir.Yani pompaya gelen zam, zamanla market rafına da yansıyabilir.
  Bu nedenle vatandaş açısından ekonomik tabloyu değerlendirirken tek bir enflasyon rakamına bakmak yeterli değildir.
   Peki hiç mi olumlu gelişme yok?
Var.
  Bunu da hakkaniyetle söylemek gerekir.
Yıllık enflasyonun yüzde 30'un altına inmesi, fiyat artışlarının hızının önceki dönemlere göre yavaşladığını gösteriyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de yıllık enflasyonun 57 ay sonra yüzde 30'un altına gerilediğini, gıda ve kira enflasyonunda düşüş eğiliminin devam etmesini beklediklerini açıkladı.
Dolayısıyla ekonomi yönetiminin uyguladığı politikaların sonuçlarının takip edilmesi gerekiyor.
  Fakat burada başka bir sorumluluk daha var:
Bu iyileşmenin vatandaşın cebine ne zaman ve ne ölçüde yansıyacağı.
Çünkü ekonomik programların nihai amacı tabloları güzelleştirmek değil, insanların hayatını kolaylaştırmaktır.
  Vatandaş artık sadece rakam istemiyor.Türk insanı ekonomiyi yaşayarak öğreniyor.Markette,Pazarda öğreniyor.Kirayı öderken öğreniyor.Fatura geldiğinde öğreniyor.Emekli maaşıyla ay sonunu getirmeye çalışırken öğreniyor.
  Bu nedenle vatandaş artık sadece:“Enflasyon kaç oldu?”diye sormuyor.
Şunu soruyor:“Benim hayatım ne zaman ucuzlayacak?”
  İşte asıl mesele burada.
Enflasyonun yüzde 50'den yüzde 30'a düşmesi önemlidir.Ama vatandaşın alım gücü yeterince toparlanmıyorsa, hissedilen ekonomik rahatlama sınırlı kalabilir.
  Bu nedenle önümüzdeki dönemde sadece enflasyonun düşüp düşmediğine değil, ücretlerin, kiraların, gıda fiyatlarının, eğitim ve ulaşım maliyetlerinin nasıl değiştiğine bakmak gerekiyor.
  Mesele rakam değil, insan
Ekonomide rakamlar önemlidir.Ama rakamların arkasında insanlar vardır.
Bir emeklinin pazardan eli boş dönmesi de ekonomidir.
Bir annenin çocuğunun okul masrafını düşünmesi de ekonomidir.
  Bir babanın kira ile elektrik faturası arasında tercih yapmak zorunda kalması da ekonomidir.Gençlerin evlenmeyi ertelemesi de ekonomidir.İnsanların geleceğe ilişkin kaygıları da ekonomidir.
 Bu nedenle enflasyon düştüğünde elbette sevinelim.Ama rehavete kapılmayalım.
 Çünkü enflasyonun düşmesi başka, hayat pahalılığının vatandaşın üzerinden kalkması başka şeydir.
  Türkiye'nin önündeki asıl hedef, rakamları aşağı çekmenin ötesinde olmalı.
Vatandaşın satın alma gücünü artırmak…
Sabit gelirlileri korumak…
Kira sorununa kalıcı çözümler üretmek…
Gıda arzını güçlendirmek…
Eğitim ve ulaşım maliyetlerini kontrol altında tutmak…Ve en önemlisi, insanlara geleceğe güvenle bakabilecekleri bir ekonomik ortam sağlamak.
  Çünkü ekonomi sadece tablolarla değil, mutfakla ölçülür.Ve mutfakta hâlâ yangın varsa, termometredeki düşüş tek başına yetmez.
Sağlıcakla kalın.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!

Yorum Yazın

SIRADAKİ HABERLER

Şaban Bozbal YAZARININ DİĞER YAZILARI

Fon Zirvesi Sona Erdi… Şimdi Ne Olacak?

“Ben piyasa riskini mi üstlendim, yoksa denetim eksikliğinin veya hukuka aykırı ...

MANEVİYAT KAYBOLURSA…

Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:“Ben dünyaya ne kadar sahip oldum?” değil…“...

DİĞER YAZARLARIMIZDAN
ANLAMIYORSUN
Aslı Şafak
- REKLAM -