Ana Sayfa Kategoriler Giriş CANLI YAYIN
UYGULAMA MENÜSÜ
SON DAKİKA
19:07 İmamoğlu Soruşturmasında Kritik Eşik: 4 Kişi Tahliye Edildi 19:07 Fon Zirvesi Sona Erdi… Şimdi Ne Olacak? 19:07 Mecliste Cumhurbaşkanı Erdoğana Şok Protesto 19:07 Erdoğan’dan fon krizi açıklaması: “Sorunun üstesinden geliyoruz” 19:07 KARS'TA KAN DONDURAN OLAY: 1 GÜNLÜK ERKEK BEBEĞİN AĞZINA PEÇETE TIKAYARAK ÖLDÜRDÜLER! MEZARI AÇILIP GERÇEK ORTAYA ÇIKTI
Live Animation
CANLI YAYIN
SON DAKİKA
SESİ AÇMAK İÇİN TIKLAYIN

Fon Zirvesi Sona Erdi… Şimdi Ne Olacak?

01.10.2026 16:57
34 Görüntüleme
0 Yorum
news
“Ben piyasa riskini mi üstlendim, yoksa denetim eksikliğinin veya hukuka aykırı işlemlerin bedelini mi ödüyorum?” İşte devletin ve ilgili kurumların açıklığa kavuşturması gereken temel meselelerden biri budur.

   Türkiye son günlerde ekonominin en hassas başlıklarından birini konuşuyor: fon piyasasında yaşanan kriz, yatırımcıların durumu ve bundan sonra atılacak adımlar…
  28 Eylül’deki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fon piyasasındaki gelişmelerin Kabine’de ayrıntılı biçimde ele alındığını açıkladı. Erdoğan, sorunun finansal sistemin tamamına yayılmış bir risk oluşturmadığını, sermaye piyasalarının sağlam olduğunu ve sorumluların hukuk önünde hesap vereceğini söyledi. 
    “Sorumlular hesap verecek” demek önemli ama yeterli değil.
  Çünkü vatandaşın kafasında çok daha somut sorular var:
Parası ne olacak?
Kapatılan fonların tasfiye süreci nasıl işleyecek?
Yatırımcı zararının ne kadarı karşılanabilecek?
Kim, hangi tarihte, hangi gerekçeyle işlem yaptı?
Denetim mekanizmaları neden daha önce devreye girmedi?
Ve belki de en önemlisi:
Aynı olayın bir daha yaşanmaması için ne değişecek?
  29 Eylül’de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında Beştepe’de ekonomi kurmayları ve ilgili kurumların yöneticileriyle yapılan toplantı da sona erdi
Yani artık mesele yalnızca konuşulacak bir mesele olmaktan çıkıp uygulanacak kararlar aşamasına geliyor.
Çünkü piyasalarda güven, yalnızca açıklamayla kurulmaz.
  Güven; şeffaflıkla, denetimle, hesap verebilirlikle ve hakkaniyetli bir süreçle oluşur.
455 bin yatırımcı ne olacak?
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre süreç yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiriyor. Reuters'ın 24 Eylül tarihli haberinde, tasfiye sürecinin 131 yatırım fonunu ve yaklaşık yarım milyon yatırımcıyı ilgilendirdiği, fonların toplam büyüklüğünün yaklaşık 18 milyar dolar seviyesinde olduğu aktarıldı.
   Bu rakamlar bize şunu gösteriyor:Bu artık sadece finans çevrelerinin tartışacağı teknik bir konu değildir.Bu, doğrudan vatandaşın cebini ilgilendiren bir meseledir.
Yıllarca birikim yapan…
Emeklilik hayali kuran…
Çocuğunun eğitim masrafını düşünerek yatırım yapan…
Birikimini enflasyona karşı korumaya çalışan…
Parasını profesyonel olarak yönetileceği düşüncesiyle fona yatıran insanların meselesidir.
   Dolayısıyla vatandaşın beklentisi çok açık:
Kimse mağdur edilmesin.
Ama burada önemli bir ayrım var.Bir yatırım aracında zarar meydana gelmesiyle, hukuka aykırı işlemler sonucunda zarar doğması aynı şey değildir.
Piyasa yatırımı risk taşır.
Bunu herkes biliyor.
Ancak yatırımcı açısından başka bir soru daha vardır:
“Ben piyasa riskini mi üstlendim, yoksa denetim eksikliğinin veya hukuka aykırı işlemlerin bedelini mi ödüyorum?”
  İşte devletin ve ilgili kurumların açıklığa kavuşturması gereken temel meselelerden biri budur.
Çünkü yatırımcı risk alabilir.
Ama yatırımcı, hile, manipülasyon veya bilgi suistimali iddialarının sonuçlarını taşımak zorunda bırakılmamalıdır.
Burada soruşturmanın sonucunu beklemek gerekiyor.
  Suç isnadı ile kesinleşmiş suç arasında hukuk açısından çok önemli bir fark var.Bu nedenle bundan sonraki süreçte hem yatırımcının hakkının korunması hem de soruşturmaların hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerekiyor.
Tasfiye süreci en kritik aşama
  Şimdi gözler kapatılan veya tasfiye sürecine alınan fonlarda.Tasfiye teknik bir kelime olabilir ama vatandaş açısından anlamı çok basit:
“Paramı ne zaman ve nasıl alacağım?”
  İşte devletin kamuoyuna mümkün olduğunca açık bir takvim sunması burada büyük önem taşıyor.
Hangi fonun tasfiye işlemi hangi aşamada?
Yatırımcıların alacakları nasıl hesaplanacak?
Varlıkların nakde çevrilmesi nasıl yapılacak?
Ödemeler hangi sırayla gerçekleştirilecek?
Yatırımcının itiraz hakkı olacak mı?
Şüpheli işlemler varsa bunlar nasıl ayrıştırılacak?
Bunların tamamının anlaşılır biçimde anlatılması gerekiyor.
Çünkü belirsizlik, piyasalardaki korkuyu büyütür.
Denetim mekanizması yeniden sorgulanmalı
Bence bu sürecin en önemli sonucu sadece mağduriyetlerin giderilmesi olmamalı.Denetim sistemi de masaya yatırılmalı.
  Bir sistem ancak kriz çıktığında değil, kriz çıkmadan önce güçlü olduğunu göstermelidir.
Eğer bir fon içerisinde olağan dışı işlemler, yoğunlaşmalar veya piyasa bozucu hareketler varsa bunların daha erken fark edilip edilemeyeceği mutlaka incelenmelidir.
Burada suçlu ilan etmekten değil, sistemin nerede aksadığını tespit etmekten söz ediyorum.
Çünkü bugün yaşanan problem yarın başka bir finansal araçta ortaya çıkabilir.
Fon olur…
Hisse senedi olur…
Tahvil olur…
Başka bir sermaye piyasası ürünü olur…Asıl mesele, sistemin aynı zafiyeti tekrar üretmemesidir.Küçük yatırımcı korunmalı
Türkiye'de finansal piyasalara ilgi arttıkça küçük yatırımcının sayısı da artıyor.
  Bu aslında olumlu bir gelişmedir.Vatandaşın parasını sadece geleneksel yöntemlerle değil, sermaye piyasası araçlarıyla değerlendirmek istemesi finansal sistem açısından önemlidir.Ama bunun sürdürülebilmesi için bir şart vardır:
Güven.
  Vatandaşın kafasında “Paramı yatırırsam ne olur?” sorusu büyürse, sermaye piyasalarına katılım da zarar görür.Bu nedenle düzenleyicilerin bundan sonraki görevi yalnızca mevcut dosyayı kapatmak değil, gelecekte benzer olaylara karşı daha güçlü bir güvenlik duvarı oluşturmaktır.
   Şimdi toplumun önünde iki farklı beklenti var.Bir tarafta soruşturmalar,diğer tarafta mağduriyetlerin giderilmesi…
  Bunların birbirinden ayrılması gerekiyor.Bir soruşturmanın yürütülmesi başka şeydir.Vatandaşın parasına ilişkin sürecin yürütülmesi başka şeydir.
Hukuki sorumlulukların belirlenmesi başka şeydir.
Piyasalardaki güvenin yeniden tesis edilmesi ise bambaşka bir konudur.
  Dolayısıyla Beştepe'deki zirvenin sona ermesiyle fon meselesi sona ermiş değil.
Tam tersine, şimdi gerçek sınav başlıyor.
   Bundan sonra ne bekliyoruz?
  Ben vatandaşın yerinde olsam şu başlıkların cevabını beklerdim:
Bir: Şeffaflık.
Alınan kararlar kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde anlatılmalı.
İki: Hız.
Yatırımcıların aylarca belirsizlik içerisinde beklemesine izin verilmemeli.
Üç: Hukuk.
Kim suçlu, kim değil; bunu sosyal medya değil, bağımsız yargı belirlemeli.
Dört: Denetim.
SPK, BDDK, Borsa İstanbul ve ilgili diğer kurumların görev alanlarında herhangi bir zafiyet olup olmadığı açık biçimde incelenmeli.
Beş: Mağduriyet.
Gerçekten mağdur olan yatırımcıların haklarının korunması için uygulanabilir mekanizmalar ortaya konulmalı.
Altı: Tekrarının önlenmesi.
Bugün yaşananların yarın yeniden yaşanmaması için mevzuat ve denetim sistemi gözden geçirilmeli.
  En büyük kayıp para değil, güven olabilir.Finans piyasalarında para kaybedilebilir.Piyasa düşer, çıkar.Bir yatırım aracı değer kazanır, sonra değer kaybedebilir.Bunlar piyasanın doğasında vardır.
Ama bir yatırımcı sisteme olan güvenini kaybederse bunun yeniden kazanılması çok daha zordur.
  Bu nedenle fon krizinden çıkışın yolu yalnızca finansal hesaplamalardan geçmiyor.
Güvenin yeniden inşa edilmesinden geçiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kabine toplantısı sonrasında verdiği mesajlarda da sermaye piyasalarının dayanıklılığı ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesi vurgulandı. 
  Şimdi vatandaş bu sözlerin arkasından gelecek somut adımları görmek istiyor.
Son söz…
Fon zirvesi sona erdi.
Ama vatandaşın bekleyişi sona ermedi.Şimdi kürsüde açıklamalar değil, uygulamalar konuşacak.
Soruşturmalar ilerleyecek.
Tasfiye süreçleri başlayacak veya devam edecek.
Denetim mekanizmaları yeniden değerlendirilecek.
Ve en önemlisi, yüz binlerce yatırımcı kendi parasının geleceğini öğrenmeye çalışacak.
  Bu nedenle bundan sonraki süreçte yapılması gereken en doğru şey, ne paniğe kapılmak ne de meseleyi küçümsemektir.
  Ne yatırımcıyı korkutmak ne de yatırımcıya boş umut vermek gerekir.Gerçek neyse ortaya konulmalı.
Kim ne yaptıysa hukuk önünde hesabı sorulmalı.
Kim mağdur olduysa hakkı korunmalı.Sistem nerede aksadıysa düzeltilmeli.
  Ve Türkiye'nin sermaye piyasalarında şu mesaj yeniden güçlenmeli:
Yatırım yapmak risk taşıyabilir; ancak yatırımcının hakkını koruyan bir hukuk ve denetim sistemi tartışmasız olmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca bugün parasını bekleyen yatırımcının meselesi değildir.
  Mesele, yarın Türkiye'de parasını sermaye piyasalarına emanet edecek milyonlarca insanın güven meselesidir.
  Ve şimdi herkes aynı sorunun cevabını bekliyor:
“Fon zirvesinden sonra ne olacak?”
Cevap, önümüzdeki günlerde atılacak somut adımlarda saklı.

Sağlıcakla kalın.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!

Yorum Yazın

SIRADAKİ HABERLER

Şaban Bozbal YAZARININ DİĞER YAZILARI

MANEVİYAT KAYBOLURSA…

Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:“Ben dünyaya ne kadar sahip oldum?” değil…“...

DİĞER YAZARLARIMIZDAN
ANLAMIYORSUN
Aslı Şafak
- REKLAM -